23 Aralık 2005 Yıl: 111

Ana Sayfa

            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Sarmaşık
Can Can
Alışveriş
Astroloji

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

 

18.12.2005

Hayat acı bir yalan vay gidene

Bir Barış Manço'muz vardı. "Yediden yetmiş yediye" seslenen... Çocuğundan yaşlısına gönülleri mutlu eden... Şarkıları ile dillerden düşmeyen... Müziğimizi ve ülkemizi yurt dışında büyük bir başarı ile temsil eden ölümsüz bir Barış Manço...
İşte o Barış Manço'nun, yine kemikleri sızlatılıyor ne yazık ki... Yıllar evvel alınan ve bir türlü çözümlenemeyen kredi nedeniyle, Aksüt ve Manço aileleri yine birbirlerine girdiler.
Günümüzün birçok olayında gündemde olan; krediler alınıp, ödenmeyen veya her nedense ödenemeyen borçlardan biriydi bu dava... Ve sonuçta basının diline dolanan, yine Barış Manço adı oluyordu.

OLAYIN ASLI ŞÖYLE...
1999 yılında Lale Manço ve Barış Manço çifti ile Aksüt ailesinin müşterek kurdukları "ASM Dış Ticaret Turizm Hizmetleri İnşaat Sanayi" adı altında bir ortaklık vardı. Ve bu şirket, çeşitli zamanlarda Halk Bankası'ndan 400 milyarı bulan kredi çekmişlerdi. Ancak Manço çifti, bu işleri takip etmeleri için Aksüt ailesine vekalet vermişti.
Ve bu çekilen yüklü miktar krediler ödenmeyince de banka, adları geçen ailelerin mallarına haciz kararı aldırmıştı. Ve de bu karardan en çok, Barış Manço sevenleri zararlı çıkmıştı. Değerli sanatçının Kadıköy'deki köşkü, piyonaları, antika eşyaları, antika arabaları, Bodrum Club Manço'nun hisselerinin yarısı, iki daire, bir arsa ve bankadaki paraları haczedilmişti ama, Manço'nun ölümsüz müzik anılarını taşıyan köşküne ve antika eşyalarına yazık olmuştu.

SANATÇININ SONU
Kendisini tamamen müziğine, sevenlerine ve Türkiye'mizi dış ülkelerde tanıtma uğruna adayan Barış Manço'nun, bu olaylardan hiç mi hiç haberi yoktu belki de...
Bildiğimce Bodrum'da kurulan Manço Club ile sadece Lale Manço ile ortakları adına Sulhi Aksüt ilgileniyorlardı. Yıllar geçti, ne yazık ki Barış Manço unutulur gibi oldu ama, borçlar unutulmadı. Ve ne yazık ki olanlar, Barış Manço ile onu sevenlere oldu.
Halbuki Kadıköy'deki o güzelim Manço Köşkü müze olmalıydı bugün... Anı dolu o güzelim eşyalar, piyanolar, notalar ve anılar dağılmamalı, yok edilmemeliydi. Evet, ölümsüz bir sanatçının müzesi olmalıydı o ev. Binlerce seveni onu ziyaret etmeli, onun fonda duyulan ölümsüz şarkıları eşliğinde anıları ve kişiliği yaşamalıydı o eski tarihi evde...

BİTİŞİ ACI OLDU
Belki haklı, belki haksız, elbette bilemeyiz. Sulhi Aksüt, sevgili Mehmet Çalışkan ile yaptığı röportajında, ailesinin haklarını aynen şöyle savunuyordu... "Bankaya karşı ben kefil görünüyordum. Borç; borçlu Lale Manço karafından ödenmeyince, tüm borçları ben ödemek zorunda kaldım" diyordu.
Lale Manço ise, Sulhi Aksüt'ü yalanlar bir ifade kullanıyordu sözlerinde... "Sulhi Aksüt külliyen yalancı. O benim değil, tamamen kendi borçlarını ödedi" diyordu.
Barış Manço'dan kalan köşk, antika arabalar, Club Manço'nun yarı hissesi, iki daire, bir arsa ve bankadaki paraları haczedilen Lale Manço, aynen şöyle tamamlıyordu sözlerini:
"Kullanmadığım kredinin borcunu benden haczettiler. Artık Sulhi Bey'le anlaşmamız imkansız bence... Karısının başını örttürmek isteyecek kadar mazbut, ama senet sahtekarlığından 1,5 yıl hapis yatan bir adamla nasıl anlaşabilirim ki?"
Anlamıyorum
Benim bu sözlere hiç mi hiç aklım ermiyor. Kimin haklı olduğunu açılan davalardan sonra verilen kararlar ortaya çıkaracak. Bence Barış Manço adına yazık oldu. Zaten nankör insanlarız biz; yapılanları, tüm güzellikleri ve yaratılan tüm eserleri hemen unutuveririz.
Evet, bence Barış Manço'ya yazık oldu. Müziğe verdiği emeklere, yarattığı şarkılara, tüm gücünü harcadığı televizyon programlarına ve kendisine hayran olan yediden yetmişe insanın sevgisine yazık oldu.
Ama ben yine de, güzel hayallerle veda etmek istiyorum sizlere. Hoş kalın, hoşça kalın.

Ankara, Ankara... Güzel Ankara
Yukarıdaki kelimelerle başlayan, güzel bir marşımız vardır. Devamı da "Seni görmek ister, herbahtı kara" mısraları ile devam eder.
Geçtiğimiz günler; bahtı karalı sanatçılarımızdan bir grup, dertlerini anlatmak için Ankara'nın yolunu tuttular. Yıllardır süren "korsan kaset" davalarına bir çare bulabilmekti, onların tek üzüntüleri. Bu üzüntülreni dile getirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne uzanan yolcular arasında; Orhan Gencebay, Ebru Gündeş, İbrahim Tatlıses, Arif Sağ, Alişan, Latif Doğan, Yavuz Bingöl, Selami Şahin, Göksel, Ali Kocatepe, Suavi, Safiye Soyman, İsmail Türüt, Şahin Özer ve Zara gibi isimler vardı.
Tek istekleri, korsanla mücadele için "Fikir ve Sanat Eserleri Yasası"nın uygulanmasıydı. İlk cümle Mesam Başkanı'ndan geldi, bu büyük toplantıda.
"Lütfen size uzattığımız eli tutun" diyordu, Ali Rıza Binboğa. "Sanatçılarımıza sahip çıkacağız" diyordu Başbakan Erdoğan. Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya, sanatçı temsilcileriyle gelecek hafta "Yargı sürecinin hızlandırılmasına" yönelik tasa değişukliği için, toplantı yapılması talimatını verdi.
Daha sonra heyetten Ahmet Yılmaz "Korsan kasetlerden çalınan para, askerimize ve polisimize kurşun olarak geri dönüyor" sözleriyle, duygulu anlar yaşattı yöneticilerimize...
Adnan Şenses'in iddiaları daha da ilginçti ama, alaturkaydı sanki...
"Korsan kaset satanlar polis tarafından yakalandıktan sonra hemen serbest bırakılıyorlar; ancak baklava çalan dokuz yaşındaki bir çocuk, onbeş gün hapisle yargılanıyor sayın başbakanım" sözleriyle tamamlıyordu konuşmasını...
Bu duygulu söylevlere "Hemen genelge göndereceğim" cümlesiyle cevap veren Abdülkadir Aksu'ya; başbakanımızın yanıtı, sanatçılardan büyük alkış aldı.
"Sanatçılarla özel ilgilenin" diyordu Başbakan. Sözlerini de ilginç bir cümle ile tamamlıyordu.
"Genelge yetmez, genelgeler bazen sümen altı oluyor..."

SONUCU BEKLEYELİM
Bakalım bu ilginç ziyaret nasıl sonuç verecek. Yalnız müzikçiler değil, bizim sinemacılar da "Fikir ve Sanat Eserleri Yasası"nın gerçekleşmesi için az uğraşmadılar. Yıllar boyu, az aşındırmadılar Ankara yollarını.
Bekleyelim bakalım. İnşallah bir gün, biz sanatçıların da yüzleri güler.


 
Yazıyı
Tavsiye et


GünAyYıl
ARŞİV
- Arşiv bölümünden yazarın eski yazılarına ulaşabilirsiniz

 
 



YENİ ASIR SİNEMA

Bugun Haber Bulunmamaktadır.