21 Aralık 2005 Yıl: 111

Ana Sayfa

Eski hastalık
            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Sarmaşık
Can Can
Alışveriş
Astroloji

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

 

1| 2 | 3 | 4 |


KUBİLAY OLAYI / Devrim Şehidinin Hazin Öyküsü

Hazırlayan: DEVRİM İNCE

Rejim düşmanları 23 Aralık 1930'da 24 yaşındaki genç öğretmen Kubilay'ı öldürüp başını kestiler. Amaçları hilafeti geri getirmekti
Genç Cumhuriyet'e hain saldırı

Ülkenin dört yanında büyük nefret uyandıran olay hafızalardan silinmedi. Atatürk'ün yolunda gidenler ölüm yıldönümlerinde Menemen'de anıt mezarında toplanıyor

 

Başlarken
Kubilay olayı, yakın tarihe ilişkin bildiklerimizin en korkuncudur. Birçoğumuz, 24 yaşındaki genç öğretmenin "Kesmeyin beni" haykırışlarına rağmen, kendini mehdi ilan eden ve o gün kendi de ölen Derviş Mehmet'in "Korkuyorsan, yüzükoyun yatırayım" diyerek, Kubilay'ın başını kestiğini biliriz.
Kesik başın sergilendiğini de... Olayın faillerinin Kubilay'ın katledildiği yerde asıldığını da... Yeni Asır arşivi, Mete Tunçay'ın Cumhuriyet'in ilk dönemini anlattığı, "Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek Parti Yönetimi'nin Kurulması" adlı kitabı ve pekçok yazılı kaynak "23 Aralık 1930 günü Menemen'de ne olmuştu?" sorusuna ilginç yanıtlar veriyor.
Dönemin Dahiliye Vekaleti'ne bağlı Emniyeti Umumiye'nin kayıtlarına 13212 belge numarasıyla fişlenen Kubilay olayında Menemen mahkı listesinde 24. sırada, yani Çingene Mehmet Oğlu Hüseyin ile Şimilli Mehmet arasında Hayim Oğlu Jozef'in de adı geçiyor... Geçmişin deyişiyle irticacı yobazların, bugünün ifadesiyle köktendinci İslamcıların gerçekleştirdiği ayaklanmada Hayim Efendi'nin oğlu Jozef ne arıyor?

Türkiye için 1930 yılı büyük bir felaketle bitti. Cumhuriyetin 7 yıldır inşa etmeye çalıştığı herşey, üstelik de ülkenin en batısında, Menemen gibi zengin çiftçilerin yaşadığı, işgali, Kurtuluş Savaşı'nı görmüş bir taşra kasabasında büyük bir darbe aldı. Bu yeni rejimde, onarılması olanaksız yaralar açtı. Çok sonraları, Sivas'ta 37 aydın katledilirken, köktendinci terör kendi yandaşlarını bile hedef almaya başlamışken tekrar tekrar hatırlanan, Aralık ayının sonunda rejimin tüm elit kesiminin Menemen'de toplanmasına yol açan Kubilay olayı nedir? 23 Aralık 1930 günü sabah saat 06.20'de Menemen Kazar Camii önünde başlayan, saat 09.00 sularında sona eren Menemen olayı hakkında bugüne kadar değişik yorumlar yapıldı. Özellikle son yıllarda Menemen olayı, farklı kesimlerin çatışma hattına da girdi.
Tartışma konusu oldu. Ancak tartışılmayan bir şey var ki, Türkiye tarihinin bu kanlı perdesi uzun yıllar hafızalardan silinmedi. Silinmeyecek de...

Neden Menemen?
Birçok siyaset bilimciye göre Menemen olayını 1924-38 yılları arasında Türkiye'de çıkan 18 ayaklanmadan ayırmak gerekir. Nasturi, Zilan, Şeyh Said, Dersim, Ağrı gibi diğer 17 ayaklanmada etnik tema, bağımsızlık talebi, dış kışkırtmalar vb. önemli birer etken olmalarına karşın, Menemen olayı için bunları söylemek mümkün değil. Dahası, Menemen, Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya kıyasla hem okuma yazma oranı ve ekonomik gelişmişlik düzeyi daha yüksek, hem de kısmi sanayileşmenin etkisiyle, feodal kurum ve kişilerin nüfuzları daha az bir bölge. Ayrıca yeni rejimin kolay ulaşabileceği bir yöre. Bu özellikler göz önüne alınarak sorulacak sorular şunlardır:

Dini ayaklanma mı?
Menemen Olayı, yaygın biçimde kabul edildiği üzere, bir dinsel ayaklanma mıdır? Deli, esrarkeş, cahil altı kişinin başlattığı, bir anda ortaya çıkan "korsan" bir olay mıdır? 2000 nüfuslu kasabadan 1500 kişinin etkin ya da edilgen katılımıyla gerçekleşen olay sonrası adının "mel'un belde" olarak değiştirilip yöre insanının başka yerlere sürülmesi istenen Menemen halkının bu eylemdeki sorumluluğu nedir? Yoksa, gerçek neden, olayın başlatıcısı Derviş Mehmet'in, Çerkes Ethem'in yandaşlarından olması mıdır? Yoksa, akademik literatürde yer aldığı üzere, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın iktidara gelme hırsıyla gerçekleştirdiği bir kışkırtma mıdır? İşte bu araştırmada bu ve buna benzer sorulara yanıt arayarak Menemen Olayı'nı değerlendirmeye çalışacağız.

31 Mart'ın izleri
Menemen olayının sonrasında yayınlanan Divan-ı Harp kararnamesinden, örgütlenmenin altı yıl önce tekke ve zaviyelerin kapatılması ve şapka devrimi üzerine başladığı anlaşılıyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra halifelik kaldırılmış, laik bir dünya görüşü benimsenmişti. Türbelerle birlikte mahalle mektepleri de kaldırıldı. Tarikatçılık, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, babalık, emirlik, naiplik, halifelik, büyücülük, üfürükçülük, falcılıkmuskacılık 13 Aralık 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla yasaklandı.
İşte yeni rejimin eski ayrıcalıklarını yok ettiği, başında İstanbul merkezli Nakşibendi Şeyhi Şeyh Esad'ın bulunduğu grup, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın olaylı İzmir gezisini bahane ederek böyle bir girişimde bulundu. Burada sözü edilen Esat Hoca'nın irticai faaliyetinin Cumhuriyet döneminden önce başlamış olduğu da biliniyor.

Beyin takımında
31 Mart Vakası'nın hazırlayıcısı olduğu iddia edilen ve Sultan II. Abdülhamit döneminde de benzeri çalışmalar yapan Esad Hoca, Erbil'e sürüldüğü, ancak Sultan Reşat zamanında İstanbul'a dönebildiği birçok kaynakta yer alıyor. Örgütlenmenin beyin takımından olan, ancak eyleme katılmayan ve kendini halifeler halifesi olarak tanıtan Manisa Tabur İmamlığı'ndan emekli Laz İbrahim Hoca'nın ise, örgütlenmesini çevre kasaba ve köyleriyle sınırlı bırakmayıp Karadeniz kıyıları, Kayseri, Bursa, Balıkesir; Bergama ve Manisa gibi Anadolu'nun birçok yerini dolaşarak Nakşibendi tarikatının kök salmasına çalıştığı da yine sözü edilen gerçekler arasında.

Esad Hoca bize,'Rakı içen gavurdur!" diyordu
Olayda sorgusu alınan Mustafa adlı bir tanık, İbrahim Hoca'nın Menemen'e bağlı Horozköy'de vaaz verirken rakı içen ve şapka giyenlerin gavur olduğunu, bundan Cumhurbaşkanının sorumlu tutulması gerektiğini söylediğini aktarıyor. Laz İbrahim'in, "şeyhim" dediği, "vaktiyle 40 tekkenin şeyhi olan" Esad Hoca'nın evinde yapılan toplantılarda, yakında şapkaların atılarak tekrar fes giyileceği, halifelerin geleceği, tekkelerin yeniden açılacağı söylenerek devrimler aleyhine konuşmalar yapıldığı belirtiliyor. Nitekim kendini Mehdi ilan eden Derviş Mehmet'in de esrarlı zikir toplantılarında hükümetin Müslümanları gavur yapmayı amaçladığını, bütün memurların ailelerini açık saçık gezdiren kafirler olduğunu, kendisinin Cumhuriyeti yıkarak dini iade edeceğini sıkça yinelediği tanık anlatımlarıyla ortaya çıkıyor.

Hükümet aciz mi kaldı?
Peki gerici örgütlenme bu noktadayken dönemin hükümeti ne yapıyor? Hükümet, çok geniş bir alana yayılan ve çok uzun bir zamandan beri zikir toplantılarını gizli kapaklı ve gözden uzak yerlerde değil, kahvehanelerde yapmakta olan tarikat karşısında yalnızca ilgili kahvehaneleri kapatarak önlem alma yoluna gitti. Kısacası bu gruplar ciddi bir tehlike olarak değerlendirilmedi. Menemen Olayı'nın tetikleyicisi olarak Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın (SCF) olaylı İzmir gezisine çoğu kaynakta özel bir önem veriliyor.

İzmir'e geldi
SCF Genel Başkanı Ali Fethi Bey ve arkadaşlarının, Partinin örgütlenmesini geliştirdiği Batı Anadolu'ya 3 Eylül 1930'da başlattıkları gezinin 4 Eylül'deki uğrak yeri İzmir'dir. İzmir'de güvenlik güçleri ile başta liman işçileri olmak üzere Fethi Bey'in yapacağı konuşmayı dinlemeye gelen yaklaşık 50 bin kişilik halk kitlesi arasında çatışma çıktı ve bir çocuk yaşamını yitirdi.ın başlaması ve gelişimini Divan-ı Harp tutanakları ile saldırıya şahit olan kişilerin ağzından yazmak daha sağlıklı olacağından sanık ve tanık ifadelerine bakabiliriz.

YARIN: ESRAR İÇİP KAFAYI BULDULAR

 


YENİ ASIR İNSAN
"İkinci dil kaçınılmaz"
En iyi eleman nasıl seçilir?
Yükselmeye çalışmalısınız
Starbucks eleman alacak

>>> İnsan Kaynakları ilanları

YENİ ASIR SİNEMA

İzmir sinemalarında gösterimde olan filmler





NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller





Durmuş Odabaşı'nın İNSANLARI

Yücel Elidemir
Seda'nın bizden neyi eksik
Ali Kocatepe
Bıçak kemiğe dayanınca
Murat Tuncay
Okuryazar da okumaz yaramaz!
Dr Tuncay Filiz
Erkeklerde KPAS: Kalp krizi kadar önemli!
Ülkü Erakalın
Hayat acı bir yalan vay gidene
Haftanın Şıkları


            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222