8 Aralık 2005 Yıl: 111

Ana Sayfa

            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Sarmaşık
Can Can
Alışveriş
Astroloji

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

 




Şekerle Yaşamak -3- / Hazırlayan: Filiz İçke

ELLERDE AYAKLARDA UYUŞMA OLUR, UYKUSUZLUK ÇEKİLİR HIZLA KİLO ALINIR YA DA VERİLİR
Sürekli yüksek şeker süründürür

Şekeri düştüğü için komaya giren kişiye bilinci kaybolmadan şekerli su içirmek hayat kurtarır bu yüzden hasta yakınlarının bilgilenmesi büyük önem taşır

Şeker hastasının yakını da hastalık hakkında iyi bilgilenip, gerektiğinde hastaya ilk müdahaleyi yapabilmelidir. Örneğin şekeri düştüğü için komaya giren kişiye bilinci kaybolmadan şekerli su içirmek hayat kurtarır.
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji Polikliniği Sorumlusu Dr. Pelin Tütüncüoğlu ile şeker komaları, şeker hastalarında ayak bakımı ve hastaların yanlış inançları üzerine konuştuk.
- Şeker koması nasıl oluşuyor?
Şeker koması iki türlü olur. Bu komalardan biri kandaki şekerin çok yükselmesiyle ortaya çıkarken diğeri tam tersi şekerin düşmesiyle oluşur. Kandaki şeker seviyesinin çok düştüğü koma türüne "Hipoglisemi koması", şekerin yükseldiği komaya ise "Hiperglisemi koması" diyoruz. Her iki koma şeklinin de belirtileri birbirinde farklıdır ve farklı müdahale gerektirir. Bu kişilerin yakınlarının şeker koması hakkında bilinçlenmesi zamanında müdahale ile hastanın hayatta kalmasına yardımcı olacaktır.
- Hasta hipoglisemi denen şeker düşüklüğü komasına girdiğinde ne yapılabilir?
Hipoglisemi dediğimiz Şeker düşüklüğü koması, şeker yüksekliği komasından daha tehlikelidir. Çünkü şeker düşüklüğü daha hızlı gelişir, adeta dakikalar içinde olur. Hipoglisemi komasına geren kişide;
-soğuk terleme,
-halsizlik,
-yüzde ve vücutta uyuşmalar
-bilinç kaybı gelişir.
Şeker düşüklüğü komasının nedenleri;
-ilaçların gereğinden çok alınması,
-ilaç alıp yemeğin yenmemesi,
-insülin yapıp gıda alınmaması
-yüksek doz insülin kullanmasıdır.
İlk müdahale: Kişi henüz bilincini kaybetmediyse, yutkunabiliyorsa ilk yardım amaçlı şekerli su verilebilir. Ancak kişinin şekerinin düştüğünden emin olmak gerekir.
Daha sonra da mutlaka hastane ortamında serumla tedavi edilmesi gerekir. Eğer bilinç kaybı oluştuysa vakit kaybetmeden hastayı en yakın hastaneye götürmek gerekir. Bazen de kişinin kendisi henüz belirtiler yeni başladığında, hissedip şeker alırsa koma hali gelişmeyebilir.
- Hasta şekeri yükseldiği için hiperglisemi komasına girdiyse ne yapılmalı?
Hasta vakit kaybetmeden en yakın hastaneye götürülmelidir. Bu hastalara tıp çalışanları dışında yakınlarının yapabileceği hiç bir şey yoktur. Mutlaka hastanede müdahale gerektirir. Zaten koma ile birlikte bilinç kaybı oluşur. Şeker yüksekliği komasında, insülin eksikliği söz konusudur. İnsülin kullanan bir kişinin insülin almaması sonucu ortaya çıkar. Vücutta insülin eksikliği sonucu kan şekerinin hızla yükselmesi ve vücudun çeşitli organlarında zararlanma yapmasıyla -buna beyin de dahil- koma oluşur. İlaçla tedavi olan şeker hastalarında ise şeker yüksekliği koması ilaçların çeşitli nedenlerle yetersiz gelmesi sonucu ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında herhangi bir organda şekerden kaynaklanan hasarlanma, karaciğer veya böbrek yetmezliği, enfeksiyon, safra kesesi taşı gibi etkenler yer alır.

Rahatsızlıkla yaşamak onlar için zor değil!
- Şeker kanda normal seviyenin üzerine çıktığında hastalarda belli şikayetler oluşturur mu?
Kişiler genellikle şeker hastalığından şikayet etmiyorlar çünkü bununla yaşamak onlar için zor değil. Ama yüksek şekerle yaşamanın içeride yarattığı tahribatın farkında değiller. Kan şekeri 300'lere fırlamışken bunu hiç bir şekilde hissetmeyen insanlar var. Bazılarının aklına şeker hastası olduğu maalesef el ve ayaklarda yara çıkıp iyileşmediğinde, tansiyona bağlı baş ağrısı başladığında, diyabetik nöropati dediğimiz ellerinde ayaklarında uyuşma, karıncalanma, geceleri uykusuzluk problemi, hızla kilo alma veya verme gibi sorunlar başladığında geliyor.
Ne zamanki gözleri görmüyor veya görmede bir azalma oluyor, o zaman bu şikayetle göz doktoruna gidiyorlar. Bunun gibi pek çok rahatsızlık yüksek seyreden kan şekeri seviyesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ama hastaların bir şikayeti yok. İçten içe organlara harabiyet vermesi şeker hastalığının en önemli özelliği. Geç kalınan kanser nasıl öldürüyorsa, sürekli yüksek giden şeker de süründürüyor.

Bu yanlışları yapmayın
Şeker tedavisinde ilaç ve insülin kadar hastaların yaşam tarzları da tedavi başarısını etkiliyor. Ama uzmanlar hastalarının yanlış inanış ve uygulamalarının bir hayli fazla olduğundan şikayetçi. Eğer siz de bir şeker hastasıysanız, aşağıdaki listeye bir göz gezdirin. Yıllardır doğru bildiğiniz bir yanlışı tekrarlayarak veya belli bir konudaki inadınızı sürdürerek sağlığınızı tehlikeye atıyor olabilirsiniz.
- Şeker hastalarının çoğu sağlıklı beslenme kurallarını öğrenmede direnç geliştiriyor. Doğrusunu bilseler de uygulamıyorlar.
- Sağlıklı yaşam veya zayıflamak amacıyla düzenli egzersiz yapmak istemiyorlar.
- Hem kilo vermek hem de kandaki şeker seviyesini yükseltmemek için tatlı yememeleri gerektiği halde şekerli ve yağlı yiyeceklere karşı zaafiyetleri var.
- Sofrada ve davetlerde makarna, börek, pilav alışkanlıklarından vazgeçmeye yanaşmıyorlar.
- Aç alınması gereken şeker ilacını tok, tok alınması gereken ilacı aç karnına alıyorlar. Bilinçsiz kullanım ilaçtan beklenen yararın alınmasını engelliyor.
- İlacın dozunu doktora danışmadan, "İhtiyaç yok" veya "Yeterli gelmiyor" diyerek kendilerine göre değiştiriyorlar.
- Hastaların büyük çoğunluğu "Bağımlılık yaratır" endişesiyle insülin tedavisine başlamak istemiyor.
Oysa ihtiyaç azaldığında doktor yine ilaca dönebilir ve insülin kesinlikle bağımlılık yapmaz.
- Nar ekşisi, kekik suyu, maydonoz ve benzerlerinin şekeri düşürdüğü doğru değil. Sevenler yiyebilir ama bunları bu düşünce ile aşırı tüketmek başta mide olmak üzere çeşitli organlara da zarar veriyor.
- Bazı ot ve bitkileri kaynatarak şekeri düşüreceğine inanmak da sık yapılan hatalar arasında yer alıyor.
Bilinmeyen bu otlar zehirlenme riski yaratıyor.
- Hastaların çoğunda "İlacını aldıktan sonra istediğini ye" mantığı hakim. Tedavide ilaca çok fazla güveniyorlar.
- Şişman diyabetliler zayıflamak için bitki çaylarına, zayıflama amaçlı ilaçlara çok fazla güveniyor. Oysa kilo vermenin yolu uygun diyet ve egzersizden geçiyor.
- İlaç ve insülinin dozunu artırarak istediğini yiyip içmek, hatta rakı masasına oturmak gibi davranışlar da hastalar arasında son derece yaygın.
- Hastaların bir kısmı "bana iyi geliyor" diyerek akşamcılığa devam ediyor. Zaten şekerden olumsuz etkilenen karaciğere iyice yüklenerek siroza davetiye çıkarıyorlar.

Ayaklar ayrı özen ister
Diyabette genel olarak yara, istenmeyen bir durum.
Ama uzmanlar özellikle ayaklara çok dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor. Ayakların bu kadar önemli olmasının sebebi, kaza sonucu yaralanmaya daha yatkın olması.
Endokrinoloji Uzmanı Pelin Tütüncüoğlu bu durumu şöyle açıklıyor: "Şeker hastalarında yara oluştuğu zaman iyileşmesi geçikiyor. Bir de buralara enfeksiyon eklendiği zaman bu iyileşme daha da gecikiyor. Ayakta oluşmasının en önemli sebeplerinden birisi diyabetik nöropati dediğimiz hastalık. Kişi ayak bölgesinde duyularını kaybettiği zaman en ufak bir yaranın zamanında fark edilmeyip büyümesi söz konusu.
Ayakları üşüdüğü zaman ayaklarını sıcak sobaya hatta sıcak tuğlaya yanaştırıp yakan hastalar var. Bu hastalar yanma hissini kaybediyor. Herhangi bir şeye bastığı zaman hissedemiyor. Normalde sağlıklı bir insan ayakkabının içine taş girdiği zaman bunu hemen fark eder ve çıkarır.
Fakat bu kişiler duyuları zayıfladığı için taşı fark etmez ve o taş yaraya neden olur. Daha sonra üzerine mikrop eklendiğinde yara daha da büyür. Bu da erken tedavi edilmediği takdirde ayağın kesilmesine kadar giden bir süreci başlatır."

TAVSİYELER
- Ayaklar her gün düzenli olarak ılık su ve sabunla güzelce yıkanmalıdır.
- Yıkama sonrası mantar oluşumunu önlemek için parmak araları da dahil olmak üzere tüm ayak güzelce kurulanmalıdır.
- Ayaklar kurulandıktan sonra vazelin veya yumuşatıcı bir kremle nemlendirilmelidir.
- Nemlendirme işleminden sonra üşütme ve çarpmalara karşı önlem olarak temiz pamuklu çorap giyilmelidir.
- Ayakta bası yarası ve nasır oluşmaması için mutlaka ortopedik terlik ve ayakkabı tercih edilmelidir.
- Şeker hastaları ayakları için asla makas, pense, topuk rendesi gibi kesici aletler kullanmamalıdır. Oluşan nasırlar kesilmemeli, topuklardaki ölü deri yumuşak zımpara veya ponza taşı ile alınmalıdır.
- Ayak tırnakları biraz uzun bırakılmalı, tırnak batmalarını önlemek için kısa ve yuvarlak değil, uzun ve küt kesilmelidir.
- Sıkan, ayağa dar gelen bir ayakkabı asla giyilmemelidir. O bölgede oluşan en ufak bir kızarıklık bir anda açılıp ileri derecede bir yara haline gelebilir.

YARIN: ŞEKER VE BESLENME

 



YENİ ASIR SİNEMA

Avrupa'da GORA rüzgarı


İzmir sinemalarında gösterimde olan filmler




NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller



ALIŞVERİŞ GAZETESİ
Paris'ten romantizm rüzgarları
Yeşil salgını
O bir İstanbul Beyefendisi
Oto ses ve görüntü sistemlerinde devrim
Şıklığın altın kuralı akımları takip etmek
MV880X'le anılarınız ömür boyu canlı kalsın

SARMAŞIK
Türk sinemasını sahnede yaşatıyor
"Acı çektikçe üretiyorum"
İğnesiz akupunkturla zayıflamak çok kolay
Ayrılık Leonardo'yu çevreci yaptı!
Mantarlı kabak dolması


            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222