22 Ekim 2005 Yıl: 111

Ana Sayfa

            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Sarmaşık
Can Can
Alışveriş
Astroloji

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

 

16.10.2005



Şefik Çerçioğlu

Tırnaklarıyla kaza kaza dev bir fabrika yarattı

Yaşı: 69
Öğrenim Durumu: Sanat Okulu mezunu.
Mesleği: Jantsa A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Nysa Otel'in sahibi.

Aydın'ın Sultanhisar İlçesi'ne yaptığımız gezide sık sık ismi geçiyor.
İlçeden çıkmış ve tüm Türkiye'ye mal olmuş, en önemli iki işadamından birisi.
O, Sultanhisar gibi küçük bir ilçede 4 yıldızlı turistik otel Nysa'yı yaptırma cesaretini gösteren kişi.
O, ilçe halkının olabildiğince ayağa kalkmasını istediği antik kent Nysa'nın ayağa kalkması için çırpınanların başında ve kazı masraflarının en önemli yüklenicisi.

Jantsa'nın yaratıcısı
O, dünyanın dört bir yanına her ebatta jant gönderen Jantsa'yı, adeta tırnaklarıyla kazıyarak yaratmış kişi.
O, 62 ülkeye geçen yıl 30 milyon dolarlık jant gönderdi.
O ürettiği jantların kalitesini, dünyanın en önemli kalite kuruluşlarına onaylatmış bir kişi.
O, fabrika fakiri bölgenin en büyük işvereni. 550 kişinin patronu.
O'nun Jantsa'sı, bu yıl Türkiye'nin en büyük ikinci 500 firması arasına girdi.
O, önümüzdeki yıl, ilk 500'e girmeyi hedefliyor.
O, Ege Bölgesi Sanayi Odası Aydın Şube Başkanı Ercan Çerçioğlu'nun babası.
O, CHP Aydın Milletvekili özlem Çerçioğlu'nun kayınpederi.
İşte Şefik Çerçioğlu.
..................
1936 yılında, Sultanhisarlı hali vakti yerinde, büyük toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Tüccar olan baba, bölgenin incirine, pamuğuna ve portakalına kendi ürettiklerini de ekler ve İtalya'ya, Amerika'ya ihraç ederek ailesini gül gibi geçindirirdi.
Ancak, bölgede tarihe geçen "1942 soğukları", birçok üretici ile birlikte Çerçioğlu Ailesi'ni de vurur.
Şiddetli soğuk, portakal ağaçlarını kökünden kurutur.
Tüm varlığını kaybettikten sonra üzüntüden yatağa düşen baba, kendisine gelir gelmez Nazilli Sümerbank Fabrikası'na "pamuk eksperi" olarak girer.
Ancak fazla yaşamaz ve akciğer kanseri yüzünden dünyaya veda eder.

Metalle ilk tanışma
O sıralar Şefik 10 yaşındadır ve ilkokula gitmektedir. Yaz tatillerinde hem aile bütçesine katkıda bulunsun, hem de "ayağı bağlanıp, sağda solda çağla, erik hırsızlığı yapmasın" diye akrabaları olan bir ayakkabıcının yanına çırak olarak verilir.
Küçük Şefik'in işi, eğrilmiş çivileri doğrultmaktır.
O günler için "Bütün tırnaklarım kapkara olurdu" diyen Şefik, sonraki yıllarda hayatının en önemli parçası olan metalle de böylece tanışmış olur.
İlkokulu bitiren Şefik, sanat okuluna yazdırılır.
Günler günleri kovalar ve okulunu bitiren Şefik 1956 yılında askere çağrılır. Bir süre sonra da vatani görevinin devamı olarak Kore'ye gönderilir.
Ancak, ana yurdundan binlerce kilometre uzaklıkta yapılan askerlik, Şefik Çerçioğlu'nun hayatının dönüm noktasıdır.
İkinci Dünya Savaşı'nda yerle bir olmuş, başına atom bombaları yağmış Japonya'nın sadece 11 yılda sağladığı gelişim O'nu çok etkiler.
Kore'de Amerikalı askerlerle tanışır. Onların anlattığı ülkelerini merak eder.
Orada karar verir: Dönüşte yurt dışına çıkacak, daha çok ülke görecek...
1960 yılına gelindiğinde, Şefik Çerçioğlu eline aldığı tahta bavulla Almanya yollarındadır.
"Otomasyon makineleri" alanında iş bulan genç Sultanhisarlı, orada Kırım Türkleri'nden Nedime Hanım'la tanışır ve evlenir.

ABD yolculuğu
İşleri de, kazancı da iyidir. Üstelik baba da olmuş, büyük oğlu Ercan dünyaya gelmiştir.
Ama aklında hep Amerika vardır.
1965 yılında "ver elini Amerika" der ve yola çıkar.
İngilizce bilmediği için büyük zorluklar yaşar.
Zorlukla da olsa, bir konveyör (taşıma sistemi) üreten fabrikada iş bulur.
Kısa zamanda kendisini kanıtlar ve sevdirir.
O kadar hırsla çalışır ki, Amerikalı iş arkadaşları kızar:
- Bize kötü örnek oluyorsun... Biraz yavaş çalış...
Ama o patronunun gözüne girmeyi başarır. Bol para kazanmanın yanında, fabrikada hisse sahibi de olur.
O yıllarda teyzesinin oğlu olan Sultanhisarlı Cevdet İnci İzmir'de jant işine girmek üzeredir.
Ancak sermayesi yeterli değildir.
Amerika'daki kuzeni Şefik Çerçioğlu'ndan destek ister ve ortaklık teklif eder.
Şefik Çerçioğlu, 1973 yılında Sultanhisar'dan çıkmış bir başka işadamı, teyzesinin oğlu Cevdet İnci'nin ortağı olarak İzmir'e gelir.
Ancak ortaklık 3 yıl yaşayabilir ve genç Şefik, tüm birikimini harcamış olarak Nazilli'yi mekan tutar.
Jant yapacak, ama ortada ne dükkan var, ne makine...
Kimi zaman bir saçak altında, kimi zaman başkasına ait bir dükkan köşesinde tek tük römork jantı yapıp satmakta, ekmek parasını çıkarmaya çalışmaktadır.
Anlar ki; bu jant işinde iş vardır.
Yürüyen her otomobilde 5, her kamyonda 7, her TIR'da.... diye düşünür...

Yaptıkça satar
Yaptıkça satar, sattıkça iştahlanır, para kazandıkça işine daha çok sarılır.
Derken küçük bir dükkan, bir iki parça makine...
Yurt dışına "makine kopya etme" seyahatleri.
Satın almaya gücünün yetmediği makineleri yapma gibi bir yetenek ve onu destekleyen azim, hırs, inat.
Yaptığı jantların kalitesi ile, çevrede iyi bir yer edinen Şefik Çerçioğlu'na, sanayi siteleri dar gelmeye başlar.
Sultanhisar'ın yakın beldesi Atça'da bir fabrika arsası alan Şefik Bey binasını diker; ama devrin belediye başkanı, rakip adayı destekledi diye rahat vermez.
Yine Sultanhisar'ın bir başka beldesi Salavatlı'da 100 dönümlük bir arazi alan Çerçioğlu, bugün ayda 75 bin jant üreten, 400 makinenin harıl harıl çalıştığı fabrikanın temellerini atar.
Bugün, dünyanın en büyük jant üreticilerinden İtalyan Titan Firması ile resmen ortaklık kurmuştur.
Şefik Çerçioğlu, 20 yıl evli kaldığı iki çocuğunun (Ercan ve Ertan) annesi Kırım asıllı Nedime Hanım'dan anlaşmalı olarak ayrılır. Ercan Bey, 17 yıldır Sevda Hanım'la evli.

"İlk radyomu Kore'de aldım"
Kore'de askerlik yaptığı sırada, 11 yıl önce harpten çıkmış Japonya'yı gördüğü zaman hayretler içinde kaldığını anlatan Şefik Çerçioğlu, "Orada temizlik gördüm. Bir medeniyet gördüm. Biz ayakkabıların altına kaburga (kabara) çakardık, ayakkabımızın pençesi eskimesin diye. Yamalı çoraplarla gezerdik. Gelir yok, ülke çok zor günler geçiriyordu. Orada bakıyorsunuz; çalışanlar bir şeyler alabiliyor, herkes düzgün, yani medeniyetin doğruğuna çıkmışlar. Biz burada radyoyu kahvehanelerde dinlerdik, orada görebilirdik. Oraya gittim, radyo sahibi oldum. Naylon gömlekle tanıştım" diyor.

"Sanayiciden politikacı olmaz"
Aydın'dan CHP Milletvekili Özlem Çerçioğlu'nun kayınpederi olan Şefik Çerçioğlu, politikaya girmeyi hiç düşünmemiş.
"Ben sanayiciyim, politikadan anlamam" diyen Çerçioğlu, aile fertlerinin de politikaya girmesini istememiş.
Ancak gelin Özlem Hanım, girmeyi çok isteyince karşı çıkmadıklarını anlatan Şefik Bey "Çok sayıda politikacı arkadaşım, dostum var. Bunlara oy verip vermediğimi bile bilmiyorum. Çünkü ben sanayiciyim. Sanayiciden politikacı olmaz. Ve hep söylemişimdir "Hanginiz politikacı olursanız, gidin Ankara'da oturun. Ama benim bulunduğum yere politika sokmayın." Ben belki de bu yüzden muvaffak oldum. Bunca yıl kaç tane iktidar geçti hayatımdan. Biz rengimizi hiçbir zaman belli etmedik" diyor.

"Disiplinli bir babayım"
Oğulları Ercan ve Ertan'ın eğitimleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığını anlatan Şefik Çerçioğlu, bu konuda da şöyle diyor:
- Onların temel eğitimleri çok sağlam. Ben biraz disiplinli bir babayımdır. Eğitimleri konusunda hiçbir şeyi esirgemedim. Büyük oğlum Ercan ODTÜ Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. 4 sene master yaptı Amerika'da. Ben bu şirketi açtığımda 10 yaşındaydı. Benimle birlikte çalıştı. Küçük oğlum Ertan, İşletme mezunu. Tabi ki zor günler yaşadık. Kolay değil, sıfırdan bir iş yapıyorsunuz ve Türkiye'nin şanssız bir devrinde, anarşinin sendikanın bol olduğu bir dönemde, iş kuracağız diye çalıştık. O çocuklar da bana, boş vakitlerinde yardımcı olmak için çalıştılar.

Atça fabrikayı nasıl kaybetti?
Şefik Çerçioğlu, fabrika kuracak yer ararken, Atça'nın bundan önceki Belediye Başkanı Muhsin Akça 10 dönümlük alan göstermiş. Tüm olanaklarını seferber eden Çerçioğlu, fabrikayı dikmiş. Ancak muhasebe müdürleri Osman Yıldırımkaya "İzin verirseniz belediye başkanlığına aday olmak istiyorum" demiş. "Çalışkan, kıymetli bir elemandı. O ayrıldıktan sonra, yerini 3 kişiyle dolduramadım" dediği Yıldırımkaya'yı kaybetmek istemeyen Çerçioğlu "hayır" demiş; ama kıramamış. Osman Bey seçimi kaybetmez mi? Başkan Akça, seçimde rakibini destekleyen Çerçioğlu'na pek rahat vermemiş. O da kızıp, fabrikasını Salavatlı'da aldığı 100 dönümlük alana taşımış. Yani Atça, bugün 550 kişinin çalıştığı fabikayı böylece kaybetmiş.

GünAyYıl
ARŞİV
- Arşiv bölümünden yazarın eski yazılarına ulaşabilirsiniz




YENİ ASIR SİNEMA

Avrupa'da GORA rüzgarı


İzmir sinemalarında gösterimde olan filmler




NE NEREDE
Cafe
Bar
Restoran
Tiyatro
Paket servis
Kültür Merkezi
Galeriler
Turizm acentaları
Oteller



ALIŞVERİŞ GAZETESİ
Kusursuz zarafetle zamansız kadınsılık
Onun için ayakkabı tarzın bir yansıması
Hayat zamana karşı yarış, saat pusulası
ÇARŞIDAKİ YENİ ÜRÜNLER
Yaşlanmak mı? Asla! diyorsanız cildinizi asla ihmal etmeyin...
Beylere de, yüzlerce model

SARMAŞIK
Amerikaları nazardan Deniz Hanım koruyacak
"Çantamda piyano taşıyorum!"
Yabancı Damat'tan sonra Asmalı Konak
Pınar Altuğ da Tony'i bıraktı
Ezogelin çorbası


            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜNYE     I     REKLAM     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    AÇILIŞ SAYFASI YAP

Yeni Asır, Gaziosmanpaşa Bulvarı No:5 35260 Çankaya, İzmir
Tel:+90(232) 4415000    Fax:+90(232) 4464222