Bilin bakalım ne denir?
Şimdi
size okkalı, lakin okkalı olduğu kadar aslında çok tanıdık ve cevabı bilinen basit
bir soru yöneltiyorum. İyi okuyun ve düşünün lütfen.. - Alaçatı'nın kaderini
değiştirecek muhteşem yatırımın, işe başlandıktan tam 10 yıl sonra, Mimarlar Odası
Genel Başkanlığı tarafından dava açılarak durdurulmasına... - Dünya çapındaki
başarılı projenin tüm makamlardan, bakanlıklardan, kurullardan izinler ve onaylar
alındıktan, milyonlarca dolar harcandıktan sonra engellenmek istenmesine... -
Projenin önüne set çekmeyi planlayanların; gözlerinin önünde olan bitene senelerce
ses çıkarmayıp, hiç bir şeye itiraz etmeyip, sanki kör- sağır-dilsiz kesilip,
ancak 26 villanın ve küçük butik bir otelin inşaatının bitirilmesinden sonra harekete
geçmelerine... - Bölgeye, kente yararlı her girişimin karşısına kendilerince
bir bahane bularak çıkmalarına... Ne denir? Bu yapılanlara ne ad verilir? Ne
yazık ki, ne üzücü ki, bu tür davranışlara artık ne dendiğini koskoca Türkiye
bile öğrendi. Eminim siz de biliyorsunuzdur. Bu çarpıklığa aynen "Bir
İzmir klasiği" denir!.. Evet; bir İzmir klasiği! Utanarak, sıkılarak
söylüyorum, ama ne yazık ki artık her yerde böyle deniyor yaptığımız bu garip
işler için, yarattığımız bu akıl almaz karmaşalar için... Diğer kentler, rakip
şehirler İzmir'in haline, İzmir'in İzmir'e yaptığına uzaktan bakıp bakıp gülüyorlar. "Başka
düşmana gerek yok, siz birbirinizi zaten hallediyorsunuz, bütün güzelliklere kendi
kendinize çomak sokuyorsunuz" diyerek, bir de acı yorum katıyorlar, içine
düştüğümüz durumlara.. Peki haksızlar mı? Kesinlikle haklılar. Yerden
göğe haklılar. İzmir'in benzer yöntem engellemelerden neler çektiğini, neler
kaybettiğini, milyonlarca doları, onca istihdam imkanını ve yatırımı nasıl heba
ettiğini, daha doğrusu ettirilmek istendiğini henüz unutmadık. Konak Pier'den
tutun Özdilek'e, Dünya Ticaret Merkezi'nden tutun Ege Palas'a, köprülerden, yollardan
tutun iş merkezlerine dek az mı çektik sorumsuz, kişisel hesaplı, çağdışı girişimlerden? Bazı
noktalarda hala sürmüyor mu klasik çarpıklık? "İzmir klasiği" diyenler
sonuna dek haklılar.. Elbette projelere itirazlar yapılır. Elbette ilgili,
yetkili uzman kurum ve kuruluşlar yorumlarda bulunur. Elbette yasadışı işlemler
karşısına geçilir, kanuna uymayan çalışmalara izin verilmez. Elbette bunlara
karşı gerekirse dava da açılır, yasal tüm kapılar zorlanır. Zorlanmalı da,
açılmalı da, yapılmalı da ayrıca. Ama bu ne zaman ve nasıl yapılır, işte orası
önemli.. Yatırım başladıktan 10 yıl sonra, 5 yıl sonra, 7 yıl sonra değil! En
başında! Daha proje aşamasında, daha yola çıkılmadan! İtiraz da neden yapılır? Varsa
ileride doğacak yanlışları erkenden önlemek, uyarılarda bulunup doğruları göstermek,
projeye katkı koymak için yapılır. Eğer her şeyi ile yanlışsa, daha işe girişilmeden
kökünden çöpe atılır. Böylece kimse zarara uğramaz, mağdur olmaz. Ama siz senelerce
ses çıkarmayıp, projenin tam ortasında, milyonlarca dolar harcandıktan, senelerce
çalışıldıktan, onca emek ve çaba sarfedildikten, bütün izinler alındıktan sonra
bunu yaparsanız; o zaman buna İzmir klasiğinin dışında başka şey de derler! Diyorlar
da zaten ve diyenler o ifadelerinde de haklılar. Taktik hep aynı, yöntem hep
aynı. Engellere rağmen sonuçta orası yyine bitecek, tamamlanacak. Ama bu
arada kaybeden yine İzmir olacak, yine ülke olacak. Kayıp belli, sonuç belli,
yöntem belli... Çok yazık...
Osman
GENÇER

| | ARŞİV
- Arşiv bölümünden
yazarın eski yazılarına ulaşabilirsiniz |
|