|
Bedeninizden
mesaj var / Hazırlayan: Filiz İçke
Ruh ve beden birlikte hastalanıyor
Başlarken... Sırtınız,
beliniz, boynunuz sürekli ağrıyor... Sabahları yataktan ağrılar içinde uyanıyorsunuz.
Muhtemelen bilgisayar karşısında saatler boyunca çalışıyor, sağlığınıza dikkat
etmiyor, spor yapmıyorsunuz. Ama hepsi bu kadar mı? Bir çeşit kas hastalığı olan
fibromiyalji aynı zamanda psikosomatik bir hastalık. Yani baş edilemeyen stresin
yol açtığı bir beden hastalığı. Sırt ağrılarınızın bir nedeni de aşırı iş yükü,
sürekli bağırıp çağıran bir yönetici ya da mükemmeliyetçi yapınız olabilir. Kalp,
yüksek tansiyon, saç dökülmesi, sedef, egzama, şeker hatta şişmanlık ve kanser.
Tüm bu hastalıklar ve daha pek çoğu psikosomatik hastalıklar olarak sınıflandırılıyor.
Modern tıp, tüm bunların temelinde baş edilemeyen stresin yattığını belirtiyor.
Çünkü baş edemediğimiz stres, bir süre sonra bedenimizin herhangi bir yerinde
hastalık olarak yeniden karşımıza çıkıyor. Bunu yaparken de bizi vücudumuzun en
zayıf ve en savunmasız yerinden vuruyor. Uzmanlar, bu hastalıkların ortaya çıkışını
tetikleyen psikolojik mekanizmayı ele almadan tedavinin mümkün olmadığını belirtiyor.
Örneğin bir hipertansiyon hastası, yalnızca diyet ve ilaç kullanımı ile hastalığı
atlatamıyor. Sorunu tamamen çözmek için tansiyonunu çıkaran nedenleri, vücudunun
tepki mekanizmasını ve gevşeme tekniklerini de öğrenmesi gerekiyor. Benzer şekilde
altta yatan stres yapıcı etkenler ortadan kaldırılmadığı sürece diyet ve egzersiz
listeleriyle şişmanlık da yok edilemiyor. Yoga, meditasyon, gevşeme egzersizleri,
grup ve davranış terapileri ise ruh ve beden sağlığımızı korumanın yanı sıra bu
hastalıkların tedavisinde de büyük yarar sağlıyor. Bu haftaki yazı dizimizde psikosomatik
hatalıkların oluşum sürecini, korunma yollarını ve tedavilerini ele alıyoruz.
Sağlıklı ve mutlu bir hafta dileğiyle... |
Sağlığın
klasik tanımına göre beden ve ruhun her ikisinin birden iyilik hali gerekiyor.
"Psyche" (ruh) ve soma(beden) arasındaki uyumun bozulmasıyla da "psikosomatik
hastalıklar" ortaya çıkıyor. Bir hastalığa psikosomatik diyebilmek için
ortada bir beden hastalığının bulunması ve hastalığın psikolojik tetikleyicisinin
olması gerekiyor. Profesör Doktor Ataman Tangör ile psikosomatik hastalıklar
hakkında konuştuk. -Psikosomatik hastalıkları nasıl tanımlayabiliriz? Tanımı
yapmadan önce halk arasında çok sık yaşadığımız durumlar var, önce bunlara değinmek
istiyorum: "İki gündür çok canı sıkıldı, tansiyonu yükseldi" veya "Annem
bir ay boyunca çok üzüldü, sonunda şekeri yükseldi". Buna benzer cümleleri
çok sık duyarsınız. Bunun anlamı şu: Ruh ve beden birlikte hastalanıyor. Ama burada
önemli olan ruhsal bir nedenin bedensel bir hastalığa yol açması veya tetiklemesi.
Yani bir hastalığa psikosomatik diyebilmek için bir takım koşulların oluşması
gerek. -Nedir bu koşullar? Koşullardan bir tanesi ortada bir beden
hastalığı olacak. Bu beden hastalığı da stresle veya stres dışı bir nedenle, kişinin
kendi içinde yaşadığı bir ruhsal mekanizma ile oluşacak ve yer edecek. Geçici
olmaktan çıkıp fonksiyonel bir hastalık durumuna dönüşecek. Bu tanıma uyan hastalıklara
"psikosomatik hastalıklar" diyoruz. Ülser, kolit, barsak iltihabı, sedef,
yüksek tansiyon hatta kanser gibi pek çok hastalık bu gruba dahil. Örneğin kişi
gelir "Son zamanlarda ne olduysa çok içim sıkkın. Sedefim çok azdı"
der. Hakikaten bakarsınız sedeflerinde belirgin bir artış var. -Yaşadığımız
içsel bir sıkıntı bir şekilde dışa vuruyor, öyle mi? Tabii. Ama yaşadığımız
streslerin hepsini bu şekilde değerlendirmemek gerekir. Daha çok baş edemediğimiz
sorunlar demek daha doğru. -Herhangi bir hastalığın psikosomatik mi yoksa
fiziksel nedenlerden mi kaynaklandığını nasıl ayırt edebiliriz? Bir hastalığa
psikosomatik diyebilmek için psişik bir tetikleyicinin olması lazım. Strese bağlı
veya değil. Tedavi de bu şekilde yapılıyor zaten. Hastalığın fiziksel sonuçları
ve tetikleyici psişik nedenlerin tedavisi birlikte yapılıyor. Hastalığın ayrımı
da uzmanlar tarafından belirleniyor. -Kişilerin farkındalık düzeyi nedir
bu hastalıklarda? Yani tetikleyici nedenlerin varlığının bilincinde miyiz çoğu
zaman? Pek çok kişi ruhsal kökenli olan bedensel tepkimelerini biliyor.
Örneğin "Bugün çok sıkıntılı geçti, başım çok ağrıyor" diyor. Bunları
biliyor az çok. Ama bu her hastalıkta geçerli değil. Sözgelimi kalp hastalığında
ya da şişmanlıkta sorunun psişik mekanizmasını bilmiyorlar. Bu nedenle de ne yesem
yarıyor gibi söylemler geliştiriyorlar. Oysa bu sorunların da temelinde psişik
nedenler var ve sorunun altında yatan mekanizmayı bilmediklerinden bunu herhangi
bir durum olarak görüyorlar. -Şişmanlığının temelinde yatan psikolojik nedenleri
bilmeyen birinin diyet listelerine sarılması yanlış diyebilir miyiz? Bir
tek diyetle bu iş çözülmüyor maalesef. Altta yatan psişik nedenleri ortaya çıkarmak
gerekir. Tedavinin içinde diyet de var ama bir çok şeyle bütünleşirse bunun adı
tedavi oluyor. Bunu bilmiyor insanların çoğu. Onun içinde diyet merkezlerine gidip
boşu boşuna para harcıyorlar. -Psikosomatik
hastalıklara kimler daha yatkın? Böyle
bir genelleme yapmak doğru olmaz. Her psikosomatik hastalığa bir farklı tip yatkın
olabilir. Çünkü o kadar yaygın ki neredeyse psikosomatik olmayan beden hastalığı
yok denecek kadar az. Kanser bile bunun içine giriyor. Ama belli kişilik özelliklerine
sahip insanların belli psikosomatik hastalıklara daha yatkın olduğunu söyleyebiliriz.
Örneğin koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon için "A tipi" denilen
modelde olan kişiler daha yatkın. -Psikosomatik
olmayan rahatsızlıklar neler? Karaciğer
kisti, enfeksiyon hastalıklarının büyük bir bölümü, hemoroid, kulak iltihabı gibi
hastalıklar psikosomatik gruba girmez. Net olarak organ bozukluğuyla görülen ama
psişik boyutu olmayan hastalıklar. Bunların psişik yanı yok. Ama bir de şöyle
bir sınıflama var: Somato-psişik hastalıklar. Bu grupta da önce beden hastalanıyor,
ardından psişik belirtisi ortaya çıkıyor. Örneğin insan barsak hastası oluyor,
hastalık nedeniyle bir süre sonra depresyona giriyor. Psikosomatik
hastalıklardan bazıları... -Koroner
kalp hastalığı -Hipertansiyon -Mide ülseri -Ülserli kolit -İrritabl
kolon hastalığı -Obezite -Uyku apnesi -Astım -Tiroid -Şeker -Sedef -Egzama -Saç
dökülmesi -Ürtiker -Kaşıntılar -Romatizmal eklem iltihabı(romatoid artrit) -Kanser HORMONLARIN
VERDİĞİ ALARM Strese
karşı vücudumuz nasıl tepki veriyor? Stresi
dıştan veya içten gelen zorlamalar olarak tanımlayabiliriz. Stresle karşılaştığında
organizmada bir takım değişiklikler meydana geliyor. Önce adrenalin gibi hormonlar
salgılayarak alarm veren vücut daha sonra ya bu etkiye uyum gösteriyor ya da tükeniyor.
Tükenme durumunda da vücut bir takım rahatsızlıklarla belirti veriyor. -Alarm
reaksiyonu (adrenalin salgılanması) -Uyum reaksiyonu (stresle başa çıkma) -Tükenme
reaksiyonu (başa çıkamama ve belirtilerin başlaması) YARIN:
KİMLER DAHA YATKIN?
|