|
Yaşamda
Kalite -3- / Hazırlayan: Filiz İçke
VÜCUDA GİREN BESİN VE OKSİJEN ALIMINI MÜKEMMEL HALE GETİRMEK ELİNİZDE
'Yoga'nın gücü adına
Doğuda yaklaşık
7 bin yıldır uygulanan, son 200 yılda başta Amerika olmak üzere Türkiye'de
ve tüm dünyada büyük bir hızla yayılan yöntem, ruhu ve bedeni yeniliyor
Görünen ve görünmeyen
her yaratık evrendeki enerjinin bir parçasıdır. Düşünce, korku ve cesaret de birer
enerjidir. Bu enerjilerin iyisi mutluluk, sağlık ve başarı kazandırırken kötüsü
mutsuzluk, hastalık ve başarısızlık getirir. Evrendeki görünen ve görünmeyen,
olumlu ve olumsuz etki yapan enerjiler vücudumuzu "Aura" olarak kuşatır.
Auramızı kuşatan yaşamsal enerji solunum ve düşünce ile vücuda alınarak omurilik
boyunca uzanan dikey enerji merkezlerinde dolaşır. İnsandaki aura canlı insan
vücuduna işlemiş olan ve onu çevreleyen yüksek elektrik yüklü bir alandır. Yunanca
soluk anlamına gelen "avra" kelimesinden türeyen aura insanın enerji
alanı olup evrensel enerjinin insan vücuduna bağlı parçası durumundadır.
ENERJİ DENGESİ
Vücuttaki
enerjinin dengelenmesini yaklaşık 10 bin sene öncesinden günümüze kadar gelen
yoga sağlamaktadır. Yoga yapmasını bilmeyen kişiler vücutlarındaki enerjiyi dengelemek
için şiatsu, refleksoloji ve reiki gibi terapiler uygulayan insanlara ihtiyaç
duyar. Bu saydığımız yöntemler enerji dengelenmesine yardımcı olurken masaj etkisi
yaptıkları için yoga yapan kişiler de bu terapilerden yararlanabilir.
SEKİZ TERAPİ
Yoga
kişinin bilincinin kozmik bilinçle birleşmesi anlamına gelir. Doğuda yaklaşık
7 bin yıldır uygulanan yoga, son 200 yılda başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya
yayılmıştır. Yoga solunum, zihinsel ve fiziksel olarak uygulanan 8 ana terapiye
ayrılır: 1- "Yama" (Camo): Başkalarına karşı davranışları düzeltmek.
(Bilerek hiç kimseye zarar vermemek, yalan söylememek, her hareketin tanrı tarafından
görüldüğünü kabul etmek, ihtiyacı kadar kullanmak) 2- "Niyama" (Niyamo):
Kendine karşı olan davranışları düzeltmek. (Bedeni ve ruhu temiz tutmak, tatminkar
olmak, başkalarına yardım ederken acı çekeceğini kabul etmek, her zaman tanrıyla
beraber olmak.) 3- "Asana": Sağlık ve huzur veren duruşlar. 4-
Pranayama: Yaşam enerjisini kontrol eden solunum tekniği. 5- Pratyahara (Pratahara):
Her şeyi tanrıya teslim etmek. 6- Dharana (Darana): Tanrının gücünü içimizde
hissetmek. 7- Dhyana(Dehana): Meditasyon 8- Samadhi(Samadi): Aydınlığa kavuşmak,
evrenle ve tanrıyla bütünleşmek.
TEDAVİ EDİCİ
Fizyoterapi
fiziksel anatomide yer alan organları çalıştırıp, daha iyi besin ve oksijen kullanmalarına
yardım ederek hastalanmalarını önler ve tedavilerine yardımcı olur. Yoga ise fiziksel
anatomide yer alan organların yanı sıra psikolojik etki yaratır. Vücudun enerjisini
dengeleyerek besin ve oksijen kullanımını mükemmel hale getirir. Bu sayede
beden ve ruh sağlığını en üst düzeyde bütünleştirir ve insanı tedavi eder. Yogaya
başlarken yaşam enerjisi ve psikolojik anatomi hakkında bilgi edinmek, yoganın
8 ana prensibini günlük yaşama dahil etmek, evrensel ve pozitif düşünüp stres,
kıskançlık, sevgisizlik, hırs gibi olumsuz düşüncelerden sıyrılma çabası içinde
olmak gerekir.
Zihinsel
ve bedensel dinlenme
Gevşemek aklımızdaki
düşünceleri ve vücudumuzdaki yükü bir an olsun bırakmak anlamına gelir.
Bu sayede zihin ve beden olayların etkisinden kurtularak eksilen enerjiyi
geri alma fırsatı bulur.
Bu işi başarmak başlangıçta acemi bir binicinin vahşi bir ata binmesi
gibi zor gelebilir.
Zamanla atın eğitilip binicinin ustalaşması gibi gevşemeyi başarmak kolaylaşır.
Gevşemeyi başarmanın anahtarı doğru nefes alıp vermektir. Bu nedenle önce
nefes alıp verme tekniği öğrenilmeli, daha sonra gevşeme tekniğine başlanmalıdır.
Klasik
gevşeme Düzgün
ve rahat bir zemin üzerine sırtüstü uzanın. Vücudunuz, kollarınızı ve ayaklarınızı
rahat bırakın. Tüm dikkatinizi iki kaşınızın ortasında toplayın ve aklınızı nefes
alıp vermenize yönlendirin. Bir süre normal solunum ritminde karın bölgenizin
nefes alırken şişmesini, nefes verirken inişini izleyin. Daha sonra aklınızı
ayaklarınıza yönlendirin. Ayaklarınızın ağırlaşması ve gevşemesi için kumun altında
gömülü olduklarını düşleyin. Bu olayı düşünce yoluyla görselleştirdikten sora
önce sağ ayak baş parmağınızın, sonra sol ayak baş parmağınızın ayak bileğinizden
başlayarak yukarıya doğru yavaşça ilerleyip iki kaşınızın arasına yerleştiğini
düşleyin. Her iki ayak baş parmağınızı iki kaşın arasında görselleştirdikten sonra
aldığınız her nefes için tanrıya şükrederek dinlenmeye geçin. Bu dinlenme
süresince vücudun tamamı kuma gömülmüşçesine ağırlaşır gevşer ve uykuya dalar.
10-15 dakika sonra güne yeni başlamışçasına zindelik kazanarak uyanırsınız.
Gevşeme egzersizi, solunumu ve kalp atışlarını yavaşlattığı için gece uykudan
önce uygulanmamalıdır. Uykusuzluğa
son - Kan dolaşımını
rahatlatarak tansiyonu dengeler. - Bedeni ve zihni dış etkenlerin olumsuz
etkilerinden kurtararak huzura kavuşturur. - Konsantrasyonu geliştirerek içinizdeki
enerjiyi özgür bırakır. - Uykusuzluğu giderir. Vücut 10-15 dakika içinde bir
gece uyumuş kadar dinlenir. - Öğle saatlerinde yapılırsa öğle yemeğinin daha
iyi sindirilmesine yardım eder, vücuda güç kazandırır. - Gerginlik ve stresi
gidererek bunlara bağlı fiziksel ve zihinsel sorunları önler.
Önce
ılık bir banyo
Meditasyon
beden, zihin ve ruh sağlığını en üst düzeyde birleştirmeye yarar. Bir din, inanç
veya kişiyi havalarda uçurma amacı gütmeyen meditasyon zihindeki karmaşık duygu
ve düşünceleri düzene sokar ve konsantrasyon yeteneğini artırarak eylemlerin en
iyi şekilde yapılmasını sağlar. Bir kişi meditasyona başlamadan önce soluk
alıp vermeyi öğrenmelidir. Çünkü enerji evrenden soluk ve düşünce yoluyla vücuda
alınır. Meditasyon öncesi ılık bir duş almak ve duruşları doğru yapmak önemlidir.
Duruşlardaki en küçük bir rahatsızlık dikkatin dağılmasına ve konsantrasyonun
bozulmasına neden olur. Meditasyon yatarak ve oturarak yapılır. Bu iki vaziyetin
birleşimi artı işaretini meydana getirir. Meditasyonu yatarak yapıyorsanız yattığınız
yer düzgün ve rahat olmalı, oda fazla sıcak ve soğuk olmamalı meditasyon yaparken
vücut bir örtüyle örtülmelidir. Dikey meditasyon yapıyorsanız gövde ve baş hiçbir
kuvvet harcamadan dik tutulmalıdır. Omurga, omuz, kol, boyun ve yüz kasları
gevşek bırakılmalı dik durmak ve gevşemek için meditasyon süresinde ek bir güç
harcanmamalıdır. Meditasyonun ne zaman yapıldığından çok sürekli yapılması
önemlidir. Zorunlu hallerde meditasyon her saatte yapılabilir. Uzakdoğu'da önerilen
zamanlar şafak vakti, gün ortası ve akşam alacakaranlıktır. Süresi normalde
10-15 dakikadır ancak 5 dakika da uygulanabilir. Meditasyonda gerçek başarı o
anda duyulan huzuru günlük yaşama aktarabilmektedir. Yağmur, fırtına, dalga gibi
doğal sesler meditasyon kalitesini artırırken trafik, ses kirliliği ve benzeri
yapay sesler bozar. Mantra; meditasyon halinde kişi tarafından tekrarlanan bir
kelimedir. Amaç dikkati toplamak ve yapılan işi görselleştirmektir.
Yaşam enerjisi
Eczacı Terapist VEDAT
AKAR
Kelime anlamı "Hareketli kuvvet" olan enerji bütün evreni kaplar.
Ki=yaşam enerjisi=Bioenerji. Bu enerji Batı tıbbındaki kalorilerle karıştırılmamalıdır.
Kaloriler kas gücü harcandığı sürece tüketilen bir yakıttır. Kas ve iş
gücü için harcanırlar.
Yaşam enerjisi ise kanın dolaşmasını ve organların çalışmasını sağlayan
dirimsel bir güçtür. Bu enerjiye sahip olmayan bir vücut yakıttan yoksun
bir makineye benzer. Ki enerjisi başlı başına görülemez, ancak aktivitesi
vücutta kendini gösterir.
Bir yaranın kendi kendine iyileşmesi, kırığın kaynaması Ki'nin gerçekleştirdiği
olaylardır. Ki; yaşam gücünün temelidir, azaldığı zaman organların çalışması,
enzim ve hormonların salgılanması, besinlerin hücreler tarafından kullanılması
zorlaşır. Bunun sonucunda vücut hastalanır.
Çakralar
Dolaşım ve diğer
sistemler gibi fiziksel anatomimize ilaveten vücudumuzda normalde görünmeyen
ve anlaşılması güç bir psişik anatomi daha mevcuttur. Görünmeyen ve çakra
diye bilinen bu büyük enerji merkezleri vücudun dışından aura ile kuşatılır
ve sayıları 7 adettir. Omurganın tabanından başlayarak başın tepesine
kadar sıralanırlar. Omurga boyunca uzanan dikey enerji akımında dolaşan
yaşam enerjisini buradan ödünç alıp akupunktur noktaları ve enerji kanalları
yardımıyla hormonlara ve kana ulaştırarak metabolizmaya sokarlar.
Aşağıdan yukarıya doğru sıralanan ilk 5 çakra bedenle ilgilidir. Bu bölgede
yer alan:
Birinci çakra mahrumiyet çakrasıdır. Büyüme, gelişme ve kişiliğin oluşması
üzerinde önemli derecede etkili olur. Olumsuz olaylardan negatif etkilenir.
İkinci çakra yaratıcılığı geliştirir. Kızgınlık ve öfkeden negatif etkilenir.
Üçüncü çakra denge, tatminkarlık ve paylaşmayı geliştirir. Aşırı hırstan
negatif yönde etkilenir.
Dördüncü çakra savunma sistemini geliştirir. Üzüntülerden negatif etkilenir.
Beşinci çakra içimizdeki enerji bütününün bir parçasını oluşturur. Aşağıdaki
çakraların negatif etkilerini süzerek yukarı çıkmasını engeller. Kıskançlıktan
negatif etkilenir.
Altıncı çakra düşünce ve yargı merkezleridir. Geçmiş ve gelecek hakkında
olumsuz düşünmeyi önleyerek doğa üstü olayları bildirir. Aşağıdaki çakraların
enerjisi alçakgönüllülükle buradan geçer.
Özüne dönüş
Kibirli ve affedici olmamaktan negatif yönde etkilenir. Tüm çakraların
orkestra şefidir.
Yedinci çakra her şeyin bestesini yapar. Kral çakradır. Makro psişik çakra
adını alır.
Geçmişten ve gelecekten gelen endişeleri ortadan kaldırarak aydınlığa
götürür. Kötülük ve adil düşünememekten negatif yönde etkilenir.
Enerjiyi bu çakraya çekmek zordur. Ancak uzun süre meditasyon yapan kişiler
başarabilir. Kişiyi kutsileştirerek maddeci ilişkilerden kurtarıp kendi
özüne döndürür.
YARIN:
ŞİATSU, REİKİ, FİTOTERAPİ, AROMATERAPİ
|