|
Yaşamda
Kalite -2- / Hazırlayan: Filiz İçke
BESLENMENİN
ESASI KİLO ALMAK VEYA VERMEK DEĞİL BEDEN- RUH SAĞLIĞINI KORUMAKTIR
Gıdaları karıştırmadan
tüketin
Örneğin
nişastalı gıda patates ile proteinli gıda et aynı öğünde yenilirse vücut patatesi
sindirmek için alkali salgı, eti sindirmek için asit salgı üretir. Bu durumda
her iki gıda da sindirilemez
 |
"Doğal Yoldan
Hücre Rejenerasyonu- Yaşamda Kalite" adlı kitabın yazarı Eczacı Terapist
Vedat Akar sorularımızı yanıtlamayı sürdürüyor; - Beslenmeyi nasıl tarif
edersiniz? Beslenme; besin maddelerinin dışarıdan alınarak emilebilir hale
getirilip kullanılması, fazlasının depo edilmesi, depo edilemeyen miktarlarının
ve artıklarının atılması evrelerini içerir. Beslenmenin esası kilo almak veya
vermek değil beden ve ruh sağlığını korumaktır. Bu da iç sistemin güçlenmesine,
dolayısıyla hücrelerin beslenmesine ve temizlenmesine yönelik bir beslenme tarzıyla
sağlanabilir. - Gıdaların besin değerini koruyup toksik tesir kazanmasını
nasıl önleyebiliriz? İç ortamın hücre sağlığını koruyacak düzeyde değişmez
tutulması gıdaların besin değerini koruyup toksik tesir kazanmasını önlemekle
sağlanabilir. Bunun çaresi gıdaları karıştırmadan tüketmektir. Gıdalar konsantre
(oksitlenen) ve konsantre olmayan gıdalar (oksitlenmeyen) olarak iki ana gruba
ayrılır. Konsantre gıdalar kendi aralarında nişastalı ve proteinli gıdalar, konsantre
olmayan gıdalar da meyveler ve çiğ sebzeler olarak ikiye ayrılır. Sebzeler pişirildikçe
konsantre gıdaya dönüşürler. Örneğin patates çiğken sebze, pişirildikten sonra
nişastalı besin grubuna girer. Bu gıdalardan meyve şekerleri direkt, nişastalı
gıdalar alkali salgı ile, proteinli gıdalar asit salgı ile ve çiğ sebzelerde bululan
canlı enzimlerle sindirilerek kana karışır. Bu nedenle gıdalarımızı meyveler,
nişastalı gıdalar ve proteinli gıdalar olmak üzere 3 ayrı öğünde yemek içmek zorundayız.
Bu şekilde beslenirsek gıdaların işe yarayan kısımları daha kolay ve çabuk sindirilip
kana verilir. İşe yaramayan kısımları da daha kolay ve çabuk dışarı atılır.
Bu sayede tüm gıdaların besin değerleri korunur, toksik tesir kazanması önlenir.
- Bu kurala uymadığımızda ne olur? Gıdalar karıştırılarak yenilip
içilirse zor sindirilirler. Midede uzun zaman bekleyerek besin değerlerini kaybedip
toksik tesir kazanırlar. Mideden barsaklara geçmeden mikroplar ve bakteriler tarafından
tüketilirler. Sindirim sisteminde parazitlerin üremesine neden olurlar. Oksitlenirler.
Bu olay ağız kokusu, sindirim sancısı, mide ve barsakta gaz gibi sorunlarla kendini
gösterir. - Buna örnek verebilir misinz? Örneğin nişastalı gıda
patates ile proteinli gıda et aynı öğünde yenilirse vücut patatesi sindirmek için
alkali salgı, eti sindirmek için asit salgı üretir. Bu salgılar midede karşılaşınca
nötr hale gelirler. Nötr ortam da patates de et de sindirilemez. Bu gıdaların
sindirilebilmesi ve mideden barsağa geçebilmesi için mide tekrar tekrar asit ve
alkali salgı üretmek zorunda kalır. Sindirim için bu kadar enerji tüketilmesine
rağmen gıdalar toksik etki kazanırsa kar edemeyen işletmenin iflas etmesi gibi
vücut enerji iflasına uğrar ve hücrelerde dejenerasyon başlar. - Bir günlük
örnek bir beslenme programı nasıl olmalıdır? Gıdaları öğünlere göre şu
şekilde ayırabiliriz: Sabah
kahvaltısı Aç
karnına 1-2 bardak ılık su, 1 bardak bitki çayı, 1 tatlı kaşığı bal veya pekmez,
meyve (şeker hastaları şeker oranı düşük bir meyve yemelidir). Kolay sindirilen
ve çabuk kana karışan bu gıdalar vücudun vitamin, mineral ve acil enerji ihtiyacını
karşılar. Kanın temizlenmesini ve güne enerjik başlamayı sağlar. Sabah ve
öğle arası: 1-2 bardak su. Arzu edenler bir bardak süt içebilir. Öğle Alkali
salgı ile sindirilebilen nişastalı gıdalar grubundan oluşan bu öğünde pişirilmiş
sebze, tahıl ve bakliyat yenmelidir. Öğle öğününde yenilen bu gıdalar yavaş yavaş
enerjiye dönüştükleri için akşama kadar ihtiyaç duyulan enerjinin karşılanmasını
sağlarlar. Bu gıdalar beraber pişirilip yenirse daha besleyici ve lezzetli olur.
Öğle ve akşam
arası 1-2 bardak
su, bitki çayı, ayran, ağır işlerde çalışanlar tatlı yiyebilir. Akşam
yemeği Bu öğün
yeşil salata ve hayvani gıdalardan oluşmalıdır. Çinliler bu oranı 2 kısım salata,
2 kısım hayvani gıda, 1 kısım ekmek şeklinde önerirler. Akşam yenilen bu gıdalar
seks hormonu başta olmak üzere tüm hormonların salgılanmasını kolaylaştırır. Akşam
yemeğinden sonra vücuda rahatlık veren ve uyumayı kolaylaştıran bitki çayları
içilebilir. -
Öğünler arasında ne kadar zaman aralığı olmalı? Midedeki gıdalar barsağa
geçmeden yenilen bir lokma gıda daha önceden yenilen gıdaların mideden barsağa
geçmesini geciktirir. Bu da gıdaların midede fazla beklemesine, besin değerlerini
kaybedip toksik tesir kazanmasına neden olur. Aç karnına olmak şartıyla gıdaların
mideden barsağa geçiş süreleri şöyledir: - Su yudum yudum ve ılık içilirse:
Midede beklemeden barsağa geçer. - Meyve suları: yarım- 1 saat - Meyveler:
2 saat - Çorbalar: 2 saat - Pişirilmiş sebzeler: 2-4 saat - Tahıllar:
2-4 saat - Bakliyatlar: 2-4 saat - Hayvani proteinler: 4-5 saat - Kızartmalar:
5-7 saat - Yağlar: 7-8 saat Detoks
kürü
"Detoks
kürü bir zayıflama programı olarak algılanmamalıdır" Detoksun
amacı vücuttaki zehiri boşaltmak ve kanı temizlemektir. Konsantre gıdalar oksitlenerek
vücutta toksin birikimine neden olurken konsantre olmayan gıdalar konsantre gıdaların
oksitlenmelerini önler ve toksinlerin boşaltılmasına yardımcı olur. Bu
nedenle detoks küründe sadece sebze, meyve ve taze preslenmiş meyve sularıyla
beslenilmeli ve bol su içilmelidir. Ancak meyve ve sebzeler ayrı öğünlerde yenilmelidir.
Mide problemi olanlar meyveleri şekersiz hoşaf yaparak, sebzeleri buharda
pişirerek, sebze çorbası yaparak veya bir dakikadan fazla olmamak şartıyla haşlayarak
yiyebilirler. Kür süresince günde en az bir öğün meyve, iki öğün sebze yenmeli,
içilebildiği kadar su içilmelidir. Detoks kürü uygulanırken zehirlerin boşaltılması
esnasında baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı ishal gibi reaksiyonlar görülebilir.
Bu reaksiyonların az görülmesi için küre girmeden birkaç hafta önce gıdaların
besin değerini koruyup toksik tesir kazanmasını önlemeye yönelik beslenme uygulanmalıdır.
Detoks kürü haftada bir, ayda birkaç gün uygulanabilir. Aylık kürler zehirlerin
boşaltıldığını gösteren belirtiler veriyorsa kür süresi uzatılır. Kürün süresi
kişinin yaş ve sağlık durumuna göre değişir. Kişinin kendisini bedensel ve zihinsel
olarak iyi hissetmesi zehirlerin temizlendiğini gösterir. Kürden sonra vücudun
sesini dinleyip yanlış beslenme alışkanlıklarına dönmemek için çaba göstermek
gerekir. Örnek
detoks mönüsü Sabah
kahvaltısı Birkaç
bardak ılık su, 1 bardak toksinlerin boşaltılmasına yardımcı bitki çayı (balla
veya birkaç damla limonla tatlandırılabilir), 1 meyve. Öğle Toksinlerin
boşaltılmasında etkili olan sebzelerden yapılmış tuzsuz ve yağsız salata. Limon
ilave edilebilir. Öğle
ve akşam arası 1
bardak toksinlerin boşaltılmasına yardımcı bitki çayı Akşam Mideyi
1 litreden fazla doldurmadan toksinlerin boşaltılmasına yardımcı olan meyveler
veya sebze salatası Akşam
yatarken 1 bardak
rahatlatıcı bitki çayı DEDOKS
KÜRÜ YAPARKEN Bunları
yiyin Vücuttaki
toksik maddelerin birikimi iç ortamı asidik yapar. Bu da organların ve zihnin
tam kapasite ile çalışmasını önler. Bu nedenle detoks kürü süresince alkali özellik
taşıyan meyve ve sebzelerle beslenmek gerekir. Meyveler Elma,
üzüm, taze fındık, taze ceviz, muşmula, kiraz, kivi, şeftali, armut, çilek, taze
limon suyu ve özellikle şeker hastaları için karpuz kabuğu suyu Meyve
tohumları Ceviz,
kayısı, badem, fındık gibi tohumların tazesi vücuttaki zehirlerin temizlenmesi
ve kanser tedavisinde kullanılan laetril maddesi taşır. Ancak 10 adetten fazla
yememek gerekir. Sebzeler Filizlendirilmiş
buğday tohumu, turp, soğan, sarımsak, semizotu, enginar, havuç, kereviz, lahana,
pancar, brokoli, karnabahar, marul, roka, maydanoz, kuzu kulağı, ısırgan otu.
Bunları yemeyin Kavun,
portakal, greyfurt, mandalina gibi asit içeren meyveler. Avokado gibi kuvvetli
besin öğeleri taşıyan meyveler, yüksek nişasta taşıyan muz ve kuru meyveler ile
gaz yapan sebzeler Hastalık
da sağlık da kişinin seçimidir Taocu
yönteme göre şişmanlık ve erken yaşlanma gibi hastalıkların altında metabolizma
zayıflığı yatar. Metabolizmayı güçlendirmenin çareleri; doğru nefes alıp verme,
gıdaların besin değerini koruyup toksik tesir kazanmasını önlemeye yönelik beslenme,
şifalı bitkilerle toksin boşaltma, vücutta yağ ve su birikimini önleme ve detoks
kürleri gibi yöntemlerden geçer. Doğal
Terapi Yöntemleri Fizyoterapi
Teknikleri - Solunum egzersizleri - İç Egzersizler - Medikal Egzersizler -
Medikal Masaj - Karyopratik Bioenerji
Terapiler - Yoga - Meditasyon - Şiatsu - Reiki Beslenme
Terapisi: Gıdaların besin değerini korumaya ve toksik tesir kazanmalarını önlemeye
yönelik beslenme. Vücut İç Temizliği Terapileri: Vücuttaki yağ, su ve toksinleri
boşaltmak. Fitoterapi ve Aromaterapi: Şifalı bitkilerin çaylarını içmek aromaterapi
tekniğine göre selülit tedavisi, cilt, el, ayak, tırnak ve saç bakımı yapmak Tüm
bu yöntemlerin başlıca Yararları: - Anne ve baba adaylarını sağlıklı bir bebek
yapmaya hazırlar. - Büyüme ve gelişmeyi hızlandırır, nesli güzelleştirir. -
Mental durumu geliştirir. Öğrenme ve öğretme üzerinde olumlu etki yapar. -
İş verimliliğini artırır, yaratıcı gücü geliştirir. - Özgüveni arttırır. -
Kilo, varis, ödem, selülit ve benzeri sorunları kesin ve kalıcı olarak önler.
- Ağrı ve yorgunlukları giderir, zindelik ve canlılık verir. - Stres ve
gerginliği önler, anksiyete ve depresyon riskini azaltır. - Omurga, el, ayak,
diz, kalça gibi her türlü hareket sistemi rahatsızlıklarını önler ve tedavilerine
yardımcı olur. - Doğum sonrası ve menopoz sorunlarını çözer. - Cinsel isteksizliği
giderir. - Metabolizma bozukluğu ve hormonal dengesizliğe bağlı oluşan sorunları
önler. - Bağışıklık sistemini güçlendirir. - Hazımsızlık, kabızlık, solunum
ve kalp yetersizliği sorunlarının önlenmesi ve giderilmesinde kesin ve kalıcı
olarak etkili olur. - Her türlü ilaç bağımlılığını önler. - Ağrı ve romatizmal
sorunların önlenmesine ve tedavisine yardımcı olur. - Cildi besler, canlılık
ve güzellik kazandırır. - Görme ve işitme bozukluklarını önler ve tedavilerine
yardımcı olur. - Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi kötü bağımlılıklardan kurtarır.
- Uykunun kalitesini artırır, uykusuzluğu giderir. - Kişinin hedeflerine
konsantre olarak daha başarılı olmasını sağlar. - Yaşlanmayı geciktirir ve
başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır. - Hastalık, sakatlık ve operasyon sonrası
eski gücü kazandırır. - Biyolojik olarak gençleştirir. YARIN:
AURA NEDİR? ÇAKRALARIMIZ VE BİZ
|