8 Şubat 2005 Yıl: 110

Ana Sayfa

Doğru adres Arkas'tır
            EN BÜYÜK BÖLGE GAZETESİKÜÇÜK İLANLAR      I     İNSAN KAYNAKLARI     I     SIK KULLANILANLARA EKLE     I    BİZE ULAŞIN

ANA SAYFA
Kent
3.Sayfa
Siyasi
Dış
Ekonomi
Yazarlar
Spor
Yazı Dizisi
Arşiv

MAGAZİN
Sarmaşık
Can Can
Alışveriş
Sinema
Astroloji
Ne Nerede

EKSTRA
Hava Durumu
Eczaneler
Telefonlar
Sanal Galeri
Yararlı Linkler

MESAJ HATTI
Göztepe
Altay
Karşıyaka
İzmirspor
Denizli
Aydın
Vestel Manisa
Buca
Muğlaspor
Uşakspor

KÜÇÜK İLANLAR
Emlak
Vasıta
Eleman
Çeşitli
İlan Formu
Mesaj gönder

 

 


 

  Yazı Dizisi - Tire Dosyası

Kültür Balıkçılığı Dosyası

1| 2 | 3 | 4 | 5 | 6
Devrim İNCE - Cem KAYTAN

DEVLET ÖNCE GİRİŞİMCİLERE YER GÖSTERDİ, SONRA ARAZİYİ TURİZM ALANI İLAN ETTİ
Bodrum'a ağır darbe

Salih Adası ve Apostol Adası'nda bulunan 28 firmada ekmek yiyen 10 bin kişi kan ağlıyor. Çünkü karar Bakanlar Kurulu'ndan geçerse yerlerine turistik tesis yapılacak olan balık çiftlikleri kapanacak

İşsizliğin rekor artış gösterdiği, dış ticaret açığının giderek büyüdüğü Türkiye'de o malum kafa bir kez daha ortaya çıktı. Yıllık 4 milyar dolarlık gelir potansiyeli olan kültür balıkçılığı için Bodrum'daki Salih Adası ve Apostol Adası'nda girişimcilere yer önerip yatırım yaptıran devlet, milyonlarca dolarlık projeler hayata geçirildikten sonra bölgeyi turizm alanı ilan etti. Bölgede Türkiye'nin kültür balıkçılığı üretiminin yüzde 30'unu elinde tutan 28 firma bulunuyor. 10 bin kişi balıktan ekmeğini yiyor. Karar, Bakanlar Kurulu'ndan geçerse geçerse, 10 yıl içinde balıkçılık tarihe karışacacak. Çünkü turizm yatırımcıları, balık çiftliklerinin faaliyetlerine izin vermeyecek.

Önce izin verdiler
Türkiye'ye yılda 1 milyar dolara yakın katma değer kazandıran ve 140 milyon dolarlık ihracat yapılan kültür balıkçılığı büyük tehdit altında. Kültür balıkçılığının yüzde 30'unun gerçekleştiği Bodrum Gündoğan yakınlarındaki Apostol Adası ile Güvercinlik açıklarındaki Salih Adası, Turizm Bakanlığı tarafından turizm alanı olarak ilan edildi. Ancak bu kararın Bakanlar Kurulu'ndan kararname olarak çıkması gerekiyor. İşin aslına bakılırsa balıkçıların Turizm Bakanlığı'yla arasındaki problem bugünün işi değil. Bodrum'da balık çiftliklerinin kurulmaya başlandığı 1990'lı yıllarda balıkçılar, "kıyıya yakın" diye ıssız koyların açıklarına sürüldü. Bu sırada Muğla Kültür Balıkçılığı ve Su Ürünleri Yetiştiricileri Birlik Derneği de Apostol Adası ile Salih Adası'nda üretim yapmak için izin istedi. Tam 11 imzanın ardından girişimcilere burada üretim yapmaları için izin verildi. 1999 yılında bölge, "su ürünleri potansiyel alanı" ilan edildi. Ancak devlet, bölgedeki kira süresi olarak 15 yıllık sözleşme yerine 10 yıllık sözleşme yaptı.
Ne varki Turizm Bakanlığı yıllar sonra bölgeyi turizm alanı olarak ilan etme hazırlığına girişti. Bu girişimin temelini Nazlı Ilıcak'ın mülkiyetindeki koyun satışı oluşturdu. Ilıcak'tan koyu satın alan Fransız şirketi turizm tesisi yapmak için bakanlığa başvurdu. Bakanlık da bölgenin "turizm alanı" olması amacıyla bir kararname hazırlayıp Bakanlar Kurulu'na sundu.

Balıkçılar tepkili
Turizm sektörüyle karşı karşıya gelmemek için açık denize çıkmayı da kabul eden, Apostol Adası ile Salih Adası çevresinde konuşlanan balık çiftlikleri bu kararname nedeniyle büyük panik yaşıyor. Turizm Bakanlığı'nın girişimi Muğla'da su ürünleri yetiştiricilerinin tepkilerine neden oldu. Bakanlığın girişiminin "Çevre Düzeni Planı'na aykırı olduğunu" belirten Muğla Kültür Balıkçıları ve Su Ürünleri Yetiştiricileri Birlik Başkanı Orhan Kılıç, "Bu ada daha önce su ürünleri potansiyel alanı ilan edildi. Çevre düzeni planına böyle işlendi. O nedenle söz konusu kararnamenin yeniden değerlendirilmesi gerekir" dedi.
28 işletme var
Kılıç, Kültür ve Turizm Bakanlığı da dahil 9 bakanlığın uygun görüşü alınarak, 2000 yılında yürürlüğe giren Bodrum-Milas Çevre Düzeni Planı ile kültür balıkçılığının yapılacağı potansiyel alanların belirlendiğini belirterek şöyle konuştu: "Bu planlamanın ardından balık çiftçileri yeni yatırımlar yapılarak, Salih Adası'na taşındı. Toplam 28 işletmenin bulunduğu Salih Adası'nda şu anda üretim 15 bin ton, yaratılan katma değer ise 200 milyon dolardır. Burada yapılan üretim faaliyeti ile 10 bin kişiye istihdam imkanı sağlanmıştır. Şimdi Bakanlar Kurulu'na sevk edilen kararname kabul edilirse, bu tablo bir anda yerle bir olacaktır."

Yatırımcı ürkecek
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca defalarca görüşülmesine rağmen, bakanlıkça hazırlanan kararnamenin, Bakanlar Kurulu'na sevk edilmesinin anlaşılır olmadığını belirten Orhan Kılıç şunları söyledi:
"Bodrum yarımadasında turizme açılan ve açılabilecek bir çok alan varken, Salih Adası'nın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın da olumsuz görüşüne rağmen turizme açılmak istenmesine bir anlam verilmemektedir. Sektörümüz açısından çok büyük sorun yaratacak kararname, yeniden değerlendirilmelidir." Salih Adası'nın 2'nci derece Arkeolojik ve 3'üncü derece de Doğal Sit alanı olduğunu söyleyen Orhan Kılıç, "Belirlenen bu bölgede bir turizm yapılaşmasının başlatılması bu ilgili yasalara uygun olmayacak. Karada yapılaşmaya izin yok. Salih Adası'nda Türkiye'nin en büyük yabancı sermayeli Norveç menşeili Fjord Marine firmasının sahibi olduğu Aegean Dış Ticaret Şirketi 25 milyon dolarlık yatırım yaptı. Böylesi bir olay yabancı ortakları tedirgin edeceği gibi, uluslararası yatırımcıları da ürkütecektir" dedi.

İthalat başlayacak
Avlanma yasağının uygulandığı mevsimde, Türkiye'nin taze balık ihtiyacının tamamının Salih Adası ve çevresinden temin edildiğini söyleyen Kılıç şöyle devam etti: "Tesislerin buradan kaldırılması ile birlikte, Türkiye balık ihraç eden ülke konumundan çıkarak balık ithal eden ülke konumuna düşecek ve yükselen fiyatlarla tüketicinin balık satın alma imkanı azalacak."

Kirli suda olmaz
Türkiye'nin 8 bin 330 kilometrelik kıyılarının ancak 45 kilometresinde kıyı balıkçılığı yapılırken, son yıllarda balık çiftliklerinin denizi kirlettiği yönündeki iddialar üreticiler tarafından şiddetle reddedildi. Üreticiler, kullandıkları yemlerin tamamen doğal olduğunu belirterek, "Biz balığa balık veriyoruz. Denizdeki balık denizi ne kadar kirletirse biz de o kadar kirletiyoruz. Zaten deniz kirli olsa çipura levrek gibi temiz suyu seven balıklar burada yaşayamaz" diye konuştu.
Son yıllarda Türkiye, turizm sektörüyle balıkçılık sektörü arasındaki kısır tartışmayı yakından takip etti. Turizmciler, balık çiftlikleri için kurulan kafeslerin kıyıya çok yakın olması nedeniyle turizm için kullanılabilecek alanların kirlendiğini iddia ederken, balık çiftlikleri kendilerinin kirlilik yaratmadığını savundu. Karşılıklı olarak gerilimi zaman zaman artıp zaman zaman düşen tartışma bir yana bilimsel veriler balık üretiminin denizde kirlilik yaratmadığını ortaya koydu.

Prof. Dr. Atilla Alpbaz
Çiftlikler için yapılan şikayetler ön yargılı
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof.Dr. Atilla Alpbaz, kültür balıkçılığnın ilk yıllarında kıyıya çok yakın kurulan çiftliklerin bu türden şikayetleri haklı çıkardığını ifade etti.
Ancak, yıllardan bu yana İl Özel İdareleri'nin ve Çevre-Orman Müdürlükleri'nın kıyıya çok yakın balık çiftliği kurulmasına izin vermediğini vurgulayan Alpbaz, "Artık bu şikayetlerin önyargı taşıdığını düşünüyorum" diye konuştu.

Çiftlikler kirliliğe yol açmaz
Akua Kültür Derneği Başkanı Murat Dağ ise, "niçin kirlilik yaratmadıklarını" teknik olarak şöyle açıkladı:
"Levrek ya da çipura porsiyon boy olana kadar 1.8 kilogram yem yiyor. Porsiyon boy bir balığın 18 ayda 800 gram olduğunu düşünürseniz bu balık 18 aylık bir süreçte yaklaşık 800 gram dışkı bırakıyor. Üstelik balığın bıraktığı dışkının tamamı doğaya karışmıyor. Çünkü deniz altında ciddi bir yem yarışı var. Kim neyi yiyebilirim diye bakıyor. Balığın yediği yemin dışkısı bile diğer balıklar tarafından kapışılıyor. Bu nedenle dışkının kirlilik yaratma olasılığı çok düşük. Balık dışkısının yarattığı kirlilik balığın yarattığı kirliliktir"

Bulanık suda avlanmaz
Kirlilikle ilgili söylenen bir başka önemli nokta da balığın yaşam koşullarıyla ilgili. Çünkü atasözünün de dediği gibi "Bulanık suda balık avlanmıyor." Balığın hele hele temiz suda yaşayabilen çipura, levrek gibi balıkların yaşaması için su standardının belli bir oranda bulunması gerekiyor. Kirli bir suda oksijen oranı da düşeceği için balığın yaşaması mümkün görünmüyor. Çünkü sudaki oksijen oranı düşmeye başlayınca önce balığın sindirim sistemi bozuluyor. Yani verilen yemin tamamı balık tarafından çıkarılıyor. Zayıf düşen balık bir süre sonra ölüyor. Bu nedenle balık çiftliklerinin kirli suda faaliyet göstermesi fiilen mümkün değil. Zaten yapılan bilimsel araştırmalar da kirliliğin "koparılan gürültü ölçüsünde" olmadığını ortaya koydu. Geçtiğimiz yıl İzmir Tarım İl Müdürlüğü, 587 kilometrelik kıyı şeridi ile su ürünleri üretimi açısından büyük ve önemli potansiyele sahip olan İzmir'de, su ürünleri yetiştiriciliğinin yoğun olduğu yerlerden numune aldı. 22 ayrı yerden alınan deniz suyu numunesi analizlerinde sonuçlar yönetmelikteki parametrelerin altında kaldı.

 


YENİ ASIR İNSAN
Bugun Haber Bulunmamaktadır.